Object Pronouns / Nesne Zamirleri


• Are you telling me the true?

• Bana doğru mu söylüyorsun?

• Don’t you believe to me?

• Bana inanmıyor musun?

• Do you love him?

• Ona aşık mısın?

• No, only he loves me.

• Hayır, sadece o bana aşık.

• She is ill. Please do not disturb her now.

• O hasta. Lütfen şimdi onu rahatsız etme.

• I must tell her something important

• Ona çok önemli bir şey söylemeliyim.

• Kenan gives her a flower every meeting.

• Kenan ona her buluşmada bir çiçek verir.

• Girl kisses him politely every meeting.

• Kız onu her buluşmada nazikçe öper.

• It is barkling. Someone must shut it up.

• O havlıyor. Biri onu susturmalı.

• Nobody visit us anyway.

• Artık bizi kimse ziyaret etmiyor.

• Everybody forgot us.

• Herkes bizi unuttu.

• From now on do not pay them money.

• Bundan sonra onlara ödeme yapma.

•The concert is very boring. Nobody don’t like them.

• Konser çok sıkıcı. Kimse onlardan hoşlanmıyor.

• What is the most feature of them?

• Onların en büyük özelliği nedir?

• There is no feature peculiar to them.

• Onlara özgü olan bir özellik yoktur.

Possessive Pronouns (Sahiplik Zamirleri)

• Is this your coat?

• Bu senin palton mu?

• No mine is in the wardrobe.

• Hayır benimki dolapta.

• Your fingers are short, mine are long.

• Senin parmakların kısa, benimkiler uzun.

• No my fingers are longer than yours.

•Hayır benim parmaklarım seninkilerden daha uzun.

•Don’t confuse mine is the blue one.

• Karıştırma mavi olan benimkisi.

• Red one is hers. Put it in the garbage.

• Kırmızı olan onunkisi. Onu çöpe koy.

• Which home belongs to them?

• Hangi ev onlara ait?

• Theirs is blue.

• Onlarınki mavi.

Reflexive Pronoun (Dönüşlü Zamirler)

 

Ingilizce de reflexive pronoun’lar (dönüşlü zamirler) üç farklı durum için kullanılırlar.

 

She injuried herself.

 

The soldier shot himself.
Merve prepares KPSS examination by herself.

 

My bird is singing to itself.
My grandfather fixed his car by himself
(kendi kendine hiç yardım almadan)
Cook yourself, eat yourself

Kendin pişir, kendin ye.

My father talks to himself.

Babam kendi kendine konuşuyor.

I think this mirror is magic, I can’t see myself.

Zannedersem bu ayna sihirli, kendimi göremiyorum.

Fish don’t need to clean themselves.

Balıklar kendilerini temizlemek zorunda değillerdir.

Please don’t speak. Think yourselves.

Lütfen konuşmayın. Kendi kendinize düşünün.